🕹️ Çevremizde Gördüğümüz Sorunlar Ve Çözümleri

Bodrumİlçesi Örnekleminde Çevresel Grafik Tasarımında Temel Tipografik Sorunlar ve Çözümleri. Yedi: Sanat, Tasarım ve Bilim Dergisi, 2017. Mustafa Akman. Türkçe Wild Rift Beta Desteği. Kurulum ve Teknik Yardım. Bilinen Sorunlar ve Bunların Çözümleri. Wild Rift Temel Bilgiler ve SSS. Kurulum ve Teknik Yardım. Alımlar ve Kazanılan İçerikler. Etkinlikler. Bunun dışında benim kendimce sütün artmasını sağladığını düşündüğüm bazı gıdalar var. Bunlar; yeşil mercimek, bulgur, buğday, boza, rezene ve anason çayı, yeşillikler, meyvelerin tümü. Rezene ve anason çayını bir önceki konuda gaz sorununu çözmek için önermiştim. Aynı zamanda süt artırıcı özelliği de var. Birşeyleri değiştirmek isteyen insan önce kendinden başlamalıdır sözü ile ilgili kompozisyon örneği. Çevremizde gördüğümüz her şeyi beğenmek zorunda değiliz. Bazı olaylar karşısında ister istemez hoşnutsuzluk yaşayabiliriz. Elimizden gelse o anda birçok şeyi değiştirmek isteriz. Böylece her şeyin bir düzene engellilerin sorunları ve çözümleri. Merdivenlere engelli giriş çıkışı konulmalıdır.Ayrıca yanarında birileri yardımcı olabilmek için bulunmalıdır. Yanında yardımcı biri bulunmalıdır ayrıca kitap okumasını sağlamak için kabartma harfler kullanılmalıdır.Aynı zamanda bu işlem gazetelerde,okullarda,marketlerde ve 2021’deki en önemli astrolojik görünüm ise Satürn- Uranüs karesi. Satürn- Uranüs açıları değişimden korkmak, geleneklere ters düşmek, var olan yapıyı aniden yıkmak demek. Otoriteyle sorunlar ve özgürlüğün kısıtlanması söz konusu olabilir. İçsel gerilim, kısıtlayıcı şeylerden ani kopuşları getirebilir. otobakım tamiri sorunları çözümleri ve araba kıyaslama teknik bilgiler özellikleri hakkında bilgiler. HJEP. Answer 1 İletişim sistemleri; optik iletişim, uydu iletişimi Bu sistemlerde kullanılacak opto elektronik aygıtların araştırılması, tasarımı ve geliştirilmesi - Enerji üretimi; nükleer enerji, güneş enerjisi, rüzgar enerjisi ve halen kullanılmakta olan enerji üretme yöntemlerinin etkinliğinin artırılması - Evrenin doğuşu ve gelişiminin anlaşılması; Büyük Patlama Big Bang , kara delikler, nötron yıldızları, galaksiler, kozmoloji, astronomi, uzay fiziği gibi dallar - Maddenin yapısını anlama yoluyla yeni çok küçük ve çok hızlı elektronik aygıtların keşfedilmesi ve bu aygıtların kullanılmasıyla küçük ve çok hızlı bilgisayarların yapılması -Özellikle havacılık ve uzay sanayinde, x ışınları, sesötesi gibi yöntemler kullanarak maddeye zarar vermeden, maddenin içinde bulunabilecek çatlak, kırık ve yabancı maddelerin belirlenmesi - Elektronik, optik, tıp, inşaat, havacılık gibi çok geniş alanlarda kullanılan dayanıklı, güvenilir, uzun ömürlü, ucuz ve hafif malzemelerin araştırılması ve geliştirilmesi -Çevre kirliliği, hava kirliliği ve bunların ozon tabakası üzerine dolayısıyla Güneş’ten artarak gelen morötesi ışınların insan sağlığına etkileri, sera olayının incelenmesi - Tıpta; x ışınları, sesötesi, Nükleer Manyetik Rezonans NMR gibi temel fizik ilkelerini kullanarak insan vücudunun taranması, bulguların belirlenmesi ve tedavide kullanılması - İnsan sağlığını etkileyen gürültü kirliliğinin giderilmesi için yapılan çalışmalar - Adli Tıp alanında; elektron mikroskopları ve güçlü bilgisayar kullanarak, cinayet ya da silahlı soygun gibi olayları çözmek için polise yardım - Savunma sanayinde; mikrodalgalar, lazerler, kızılötesi ışınlar ve uydular kullanarak savunma sistemlerinin araç ve gereçlerinin araştırılması ve geliştirlmesi..kolay gelsin. Çevremizde yaşanan çevre sorunlarına yönelik örneklendirme yaparak çözümlerini bulalım. Çevremiz yaşam alanlarımızdan biri olduğundan hassas ve dikkatli şekilde yaşamımızı sürdürmeliyiz. Çevre sorunları ve çözümleri Sorun Sokak lambalarının gece gündüz yanıyor olması. Çözüm Belediye ekiplerine bildirerek gerekli aydınlatmaları düzenli saatlerde kullanmalarını önerebiliriz. Sorun Yerlere çöp atılması. Çözüm İnsanları bilinçlendirici tabelalar asılmalı, toplumu bilinçlendiren çalışmalarda bulunulmalıdır. Belirli aralıklarla çöp kutularının olması insanların daha fazla hassasiyet göstermesini gösterir. Sorun Kışın kardan dolayı yolların kapanması ve buzlanması. Çözüm Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından kış ayı boyunca yollara tuzlar serpilmeli, yolda kalanlara yardım götürülmelidir. Gerektiğinde kurtarma ekipleri tarafından yollarda mahsur kalan insanlarım imdadına yetişilmelidir. Sorun Atık pillerin yerlere atılması. Çözüm Piller yerlere atılması toprağın yapısına zarar vermektedir. İçindeki maddeler toprağı verimsizleştirdiğini unutmamalıyız. Piller için ayrı bir çöp kutusu yerleştirilmeli, üzerine çevrenin korunmasına yönelik bilgiler eklenmelidir. Sorun Fabrikaların atıkları akarsulara ve havaya karıştırması. Çözüm Fabrikaların atıklarını belirli arıtma tesislerine aktarması, bacalarına filtre takılarak zehirli gazların doğaya yayılması önlenebilir. Sorun Kağıtların yere atılması. Çözüm Kağıtlar geri dönüşüme dahil edilebilen malzemelerdendir. Bunları belirli çöp kutularında toplayarak geri dönüşüme gönderebilir, ağaçların kesilmesinin önüne geçebiliriz. Başa dön tuşu Engelli bireyler yaşadıkları toplum içinde psiko-sosyal ve ekonomik sorunlarla karşılaşmaktadır. Bu sorunlar, engelli ve ailesinin bu durumla yüz yüze gelmesiyle başlamakta zaman geçtikçe içinden çıkılmaz bir hal bireyin yaşadığı sıkıntılar ve zorluklar hem aile hem de sosyal çevresinde kendini gösterir. Engellilerin yaşadığı en büyük sıkıntı ayrımcılığa uğramadır. Örneğin, engellilerin üretime katılamaması dolayısıyla işsizlik sorunu yaşaması en temel sorunları olarak ortaya çıkmaktadır. Bunun yanı sıra temel insani hizmetler eğitim, sağlık, barınma, sosyal güvenlik, istihdamden fırsat eşitliği temelinde yeterince yararlanamamaları da onların engelli olarak damgalanması, ayrımcılığa uğraması ve dışlanması boyutunda bildiride, engelli bireylerin ve ailelerinin sorunlarla yüzleşmesi, verdikleri tepkiler, kabul etme süreçleri, sorunun çözümüne katılmasının yanı sıra, toplumun engellilere bakış açısı, tutum ve davranışları, onların yaşadıkları toplumdan dışlanmalarına yol açan faktörler, fiziksel çevrede karşılaştıkları sorunlar, eğitim ve istihdam alanındaki yaşadıkları güçlükler ve tüm bunların giderilmesi için ihtiyaç duyulan çalışmalar ele alınmaktadır. Ayrıca, engellinin sorun yaşadığı ilk andan çözüm evresine kadar geçen aşamalarda, sosyal hizmetin, diğer disiplinlerle ekip çalışması halinde sorunlara daha kalıcı çözümler üretmesi süreci de KelimelerEngelli,Dışlanma,Ayrımcılık,* Özge YİĞİT* Songül YAŞAR* Tuğba TAYFURGİRİŞ Engelliliğin herkes tarafından kabul edilen ortak bir tanımı ya da sınıflandırılmasından söz etmek olanaklı yine de en genel tanımı şu şekilde yapılabilir ; Daha önceden özürlü, “bedensel, zihinsel ve ruhsal özelliklerinde belirli oranda fonksiyon kaybına neden olan organ yokluğu ve bozukluğu sonucu, toplumsal rolünü gerçekleştirebilmesi için bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan kişi” tarih ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu; c olarak ele alınırken bugün “doğuştan veya sonradan herhangi bir hastalık veya kaza sonucu bedensel, zihinsel, ruhsal, duygusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle normal yaşamın gereklerine uyamama durumunda olup; korunma, bakım, rehabilitasyon. danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyacı olan kişi ” tarih ve 572 sayılı KHK’nin 5. maddesiyle 2828 sayılı Kanun’un c’nin değiştirilmesi. olarak tanımlamanın aksine özürlülerin belirli kesimi her yerde ve her zaman sürekli olarak başkalarının yardımına, himayesine ve bakımına ihtiyaç duymamaktadır.1Çeşitli nedenlere dayalı olarak ortaya çıkan engelliliğe bağlı olarak engelli birey ve ailesi çeşitli ihtiyaçlara sahip olmakta , psikososyal ve ekonomik sorunlar sorunların niteliği ve niceliği ülkeden ülkeye değişmekle birlikte , yine de her toplumda engelli bireylerin belli sorunları yaşamaları kaçınılmaz gibi İstatistik Kurumu ve Özürlüler İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan 2002 ÖzürlülerAraştırması sonuçlarına göre, ülkemizdeki toplam nüfusun % 12,29’unu özürlü vatandaşlaroluşturmaktadır. 8 milyon 431 bin 937 toplam özürlü vatandaşın %9,7’si süreğen hastalığı olan; %1,25’i ortopedik, %0,48’i zihinsel, %0,38’i dil ve konuşma, %0,37’si işitme, %0,6’sı görme özürlü bireylerden oluşmaktadır. Stratejik vatandaşlar için en önemli sorunların başında istihdam gelmektedir. Her beş özürlüden yalnızca biri % işgücü piyasasında yer almaktadır. Erkek özürlüler için %32,2 ve kadın özürlüler için ise % olan bu oran, kentlerde %25,6 ve kırsal alanda %17,7’dir.Stratejik Özürlülerin işgücüne katılma oranındaki düşüklüğün en önemli sebepleri; eğitimli ve bir meslek sahibi olmuş özürlü kişi sayısının azlığı, toplumun özürlü kişilere önyargılı bakışı, ulaşılabilirlik sorunları, işyerlerinde uygun ortamın yaratılamaması, işverenlere teşvik ve cezauygulamasının etkin işlememesidir. Özürlülerin eğitim olanakları açısından karşılaştıkları engellerin daha sonra istihdamları açısından da sorun yaratması dikkat çekicidir. 2002 Türkiye Özürlüler Araştırmasına göre özürlülerin % 21’inin okur-yazar olmadığı görülmektedir. Özürlülerin yalnızca % 13,7’si mesleki eğitimden işgücüne katılımda yaşadığı bu tür sorunlar sosyal dışlanma ve yoksulluk riskini de beraberinde İş Kurumu İŞKUR istatistiklerine göre, 2002 yılı sonu itibariyle özürlü istihdamı iken, . 2006 yılı içinde iş arayan özürlülerden kamuda, özel sektörde olmak üzere 23 bin 781 özürlünün işe yerleştirilmesiyle bu sayı iki katını aşmıştır. 2006 yılı sonu itibariyle 57 bin 151’i erkek, 10 bin 492’si kadın olmak üzere toplam 67 bin 643 özürlü kişi işe yerleştirilmeyi beklemektedir. Bunun dışında, uzun yıllar iş aradığı halde iş bulamadığı için iş aramaktan vazgeçmiş ve özürlü maaşı ile yaşayan çok sayıda kişi bulunmaktadır. Buna karşılık özel sektörde yaklaşık 20 bin, kamuda ise yaklaşık 2 bin 300 olmak üzere 22 bin civarında açık kontenjan bulunmaktadır. Sonuç olarak, özürlülerin istihdamının yeterli düzeyde olmadığı sosyal güvenlik hizmetlerinden yararlanma düzeylerine bakıldığında, % yani 5 milyon özürlünün sosyal güvenlik hizmetlerinden faydalandığı görülmektedir. Bunların yaklaşık 4,2 milyonunu süreğen hastalığı olanlar oluştururken, 800 bini ise ortopedik, görme,işitme, dil ve konuşma ile zihinsel özürlülerden oluşmaktadır. Sosyal güvencesi olan 5 milyon özürlünün % 45’i kendi adına ve % 55’i ise hak sahibi sıfatıyla sosyal güvenlik hizmetlerinden yararlanmaktadır. Sigortalının çalışamayacak durumda olan özürlü çocukları ise hem söz konusu aylık ya da gelirden hem de sağlık yardımlarından yaşamları boyunca faydalanmaktadırStratejik Plan bireyin yaşadığı sıkıntılar ve zorluklar hem aile hem de sosyal çevresinde kendini gösterir. Engellilerin yaşadığı en büyük sıkıntı ayrımcılığa uğramadır. Örneğin, engellilerin üretime katılamaması dolayısıyla işsizlik sorunu yaşaması en temel sorunları olarak ortaya çıkmaktadır. Bunun yanı sıra temel insani hizmetler eğitim, sağlık, barınma, sosyal güvenlik, istihdamden fırsat eşitliği temelinde yeterince yararlanamamaları da onların engelli olarak damgalanması, ayrımcılığa uğraması ve dışlanması boyutunda bireylerin ve ailelerinin sorunlarla yüzleşmesi, verdikleri tepkiler, kabul etme süreçleri, sorunun çözümüne katılmasının yanı sıra, toplumun engellilere bakış açısı, tutum ve davranışları, onların yaşadıkları toplumdan dışlanmalarına yol açan faktörler, fiziksel çevrede karşılaştıkları sorunlar, eğitim ve istihdam alanındaki yaşadıkları güçlükler genel anlamda ele AİLESİNİN VERDİĞİ TEPKİLERAileler için özürlü bir bireye sahip olacaklarını veya olduklarını öğrenmek, yaşamlarının en zorlu deneyimidir. Bilindiği gibi özürlülük olgusu bazen doğum öncesi veya doğumda teşhis edilmekle birlikle bazen de hastalık, kaza vs. nedenlerle sonradan da ortaya çıkabilmekledir. Bu durumda aileler için en genel güçlük, özürlülüğe ilişkin durumun teşhisi ya da Öğrenme aşamasındadır. Bekleme süreci, son derece yıpratıcı bir dönemdir. Gerçeği öğrenmek, aileler acısından belirsizliğe tercih edilen bir durumdur . Özürlü çocuğa sahip olan ailelerin, çocuğunun özrü ile ilgili ne kadar umutsuz da olsalar, çocuklarının iyileşeceği konusunda mucize beklentileri vardır. Engelli ailesi bu durumla baş etme sürecinde çeşitli aşamalardan geçer ve bu aşamalarda çeşitli tepkiler bunlar 3 ana başlıkta ele alınırBirincil tepkiler şok , reddetme , acı çekme ve depresyon İkincil tepkiler suçluluk duyma , kararsızlık , kızgınlık duyma,utanma Üçüncül tepkiler uzlaşma, uyum sağlama ya da kabul etme bir çocuğa sahip olmak anne ve baba için bilinen ve umulan hayatın istemedikleri yönde değişmesi ile onları zorda bırakan ve yeniden yapılanmayı zorunlu kılan bir durumdur. Öyle ki o güne kadar kendilerinin belirleyebileceğini sandıkları geleceği ve gelecek planlarını yeniden yapılandırmak zorundadırlar. Engelin özelliğine göre farklı beklentiler kurgulamalarına rağmen yeniden ve hiç bilmedikleri ve bir anlamda sağlam referansları da olmadan bir geleceği kurgulamak durumundadırlar. Her ne kadar anayasada devletin bir “sosyal devlet” olduğu vurgusu yapılmışsa da ülkemizdeki ekonomik ve sosyal yapılanma halen olması gereken düzeyin çok altındadır. Örneğin engelli birey için okul, kreş, bakım evleri, mahalleler, sokaklar, yaşadığı evin dizaynı gibi alanlarda devletin desteği halen gerekenin çok toplumla bütünleşmesinin önünde çeşitli nedenler nedenler de zincirleme başka sorunları doğurmaktadır. Engellilerin topluma kazandırılmalarının önündeki en ciddi sorunlardan birisi, içinden geldikleri sosyo-ekonomik kesimin bir bütün olarak yaşadığı yoksulluk sorunu/gelir dağılımı sorunudur. Doğaldır ki yoksul kesimler arasından gelen engelliler, yoksulluğu üreten başka sebeplerle de bir arada yaşadıkları için, onlar için yoksulluk adeta bir kısır döngüye dönüşmektedir. Bu, onların toplumla bütünleşmelerinin önündeki en ciddi toplumla bütünleşmesinin önündeki bir diğer engel de eğitim konusunda karşılaştıkları sorunlardır. Tüm ülkelerde eğitim sistemi, öncelikle, nüfusun engelli olmayan kesimi için planlanıp uygulanmaktadır. Böylece daha en baştan eğitim sistemi, engellileri dışlayan bir anlayışa sahip olmakta; daha sonra da engellileri eğitim sistemiyle bütünleştirecek çeşitli programlar geliştirilmeye çalışılmaktadır. En çok ihmal edilen konulardan biri de engelli çocukların okul öncesi eğitimidir. Ayrıca yetişkin engelliler için örgün ve yaygın eğitim olanakları da son derece sınırlıdır. Bu nedenle öncelikle eğitim alt yapısının nitelik ve nicelik olarak geliştirilmesi ve engellilerin gereksinimlerini karşılayacak bir düzeye eriştirilmesi gerekir. Engellilerin eğitiminde sorumluluk alacak meslek elemanlarının özel eğitimci, rehber danışman, sosyal hizmet uzmanı yeterli sayıda ve donanımda yetiştirilmeleri gerekir, öte yandan eğitim kurumlarının engellilerin de varlığını hesaba katacak fiziksel düzenlemelere sahip olması, bu kurumlara kolay ulaşım için gerekli önlemlerin alınması, engellilerin özel eğitimi için gerekli ders araç-gereçlerinin hazırlanması gibi konular engellilerin toplumla bütünleşmeleri önündeki ciddi engeller olarak topluma katılmalarının önündeki en büyük engellerden biri de ulaşım, fiziksel çevre ve konut sorunudur. Engellilerin içinde yaşadıkları fiziksel çevre, sahip oldukları fiziksel işlev bozuklukları/yetersizlikleri ve bunun yol açtığı sınırlamalar yüzünden büyük önem taşımaktadır. . Yollar, kaldırımlar, kamu binaları, parklar ve bahçeler, okullar, içinde yaşanılan konutlar, ulaşım araçları ve bunun gibi daha bir çok fiziksel çevre unsuru, engellilerin topluma katılmasının önünde ciddi birer engel oluşturmaktadır. Böylece sahip olduğu engeli nedeniyle hareket yeteneği sınırlanmış insanların bu ve benzeri sebeplerle yaşadıkları sınırlama daha da pekişmektedir. Bunun anlamı Hareket yeteneği sınırlanan bireyin toplumsal yaşamdan dışlanmasıdır.3 Engellilerin toplumla bütünleşmesinin önündeki en önemli engel ise istihdam sorunudur. Çalışmanın gerek bireysel gerekse toplumsal refahın sağlanmasındaki önemi tartışmasız benimsenmektedir. Çalışmayı Özendirmenin hem bireysel hem de toplumsal açıdan sayısız; yararı olduğu söylenebilir. Öte yandan çağdaş anlayışın bir gereği olarak “çalışmak ve işsizlikten korunmak” bir insan hakkı olarak da değerlendirilmektedir. İşsizlik ve çalışma yaşamından kaynaklanan sorunlar, engellileri kuşatan sorunlar arasında, adeta diğer sorunların da temeli konumunda olan, bir diğer söyleyişle doğrudan doğruya diğer sorunları doğuran ya da bu sorunların daha şiddetle yaşanmasına neden olacak etkilerde bulunan bir özelliğe engellileri de gözeten sistemli bir iş analizi ve meslek tanımlaması çalışmasının yapılmamış olmasıdır. Engellilerin istihdamını güçleştiren sayısız neden arasında eğitim ve rehabilitasyon konusundaki yetersizlikler büyük yer tutmaktadır Bu gün ülkemizde ne yazık ki engelliler için yeterli eğitim ve rehabilitasyon mesleki eğitim ve rehabilitasyon dahil merkezi bulunmamaktadır. – İçinde bulunduğumuz iktisadi yapının, engellileri de içerecek bir şekilde düzenlenmemiş olması, işverenlerin engellileri çalıştırmak konusundaki çekingenlikleri ve önyargıları da istihdamın önündeki engeller başka güçlük de engelli istihdamını kolaylaştırmada kullanılan araçların yeterince geliştirilmemiş olması ve uygulamamasıdır. Dünyanın her yerinde engellilerin, istihdamı ile ilgili bazı kolaylaştırıcı yollar aranmakta ve uygulanmaktadır. Engellilerin istihdamla bağlantılı sorunları istihdam gerçekleştikten sonra da ortaya çıkmakta ve iş yaşamı içinde de sürmektedir. Bu gün gelinen noktada, engelli istihdamının görünümü genel olarak şudur Sorun bir yanıyla çok uzun süredir yaşanan, belirginleşerek yapısal bir özellik kazanan, genel işsizlik sorununun bir parçasıdır. Bir yanı ile kendine Özgü özellikler taşımaktadır. Genel işsizlik sorununun bir parçası olarak getirilecek çözüm arayışları bu gerçeği de gözetmek zorundadır. Kendine özgü yanları da özgün çözüm arayışlarını zorunlu kılmaktadır. Bu gün ülkemizde engelli iş gücü arasında işsizlik oranının tam olarak ne olduğu bilinmemektedir. Buna karşın bu oranın %99’lar dolayında olduğu ifade edilmektedir. Bu oran gerçeği yaklaşık ifade ediyor bile olsa, sorunun boyutlarını sergilemeye yeterli görünmektedir. Bu nedenle, kendine özgü yanlarıyla engelli sorunlarının en önemli boyutlarından birini oluşturan engellilerin istihdamı sorunu, sosyal politikanın odağında yer alarak en kısa sürede çözüme kavuşturulmayı toplumsal yaşamın tüm alanlarında rastlanan bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Çok farklı nedenlere bağlı olarak ve farklı görünümler içerisinde yaşanan ayrımcılığın temelinde ben ve öteki ayrımı yatmaktadır. Benden/bizden farklı olan, yani bize benzemeyen ötekidir. Ötekileri tanımlarken çok farklı nitelikler, cinsiyet, etnik köken, inanç, fiziksel özellikler, yerleşim birimi vb., kullanılabilmektedir. Hangi niteliğe yöneldiğinize bağlı olarak gelişen ayrımcılık değişik tehlikeler yaratmaktadır. Burada ise engellinin doğumundan itibaren ve bütün yaşamı boyunca bir çok alanda ve aslında bir çoğumuzun fark etmediği ayrımcılığa dikkat çekeceğiz. Bu ayrımcılığın fark edilmesi için öncelikli olarak kendimize sormamız gereken soru şudurYaşadığımız, çalıştığımız, dinlendiğimiz çevre, toplum, kimin için tasarlanmış?Çalıştığımız iş, bindiğimiz otobüs, yürüdüğümüz kaldırım, okuduğumuz okul, tedavi gördüğümüz hastane, dinlenme-eğlenme yerleri, kısaca içinde yaşadığımız çevre bizi de içine alan bir toplum anlayışı ile mi geliştirilmiştir?Bu sorunların cevapları düşünüldüğünde üzücü gerçek risk altındaki grupların başında gelen engelli bireyleri hiç düşünülmeden tasarlandığı görme engelliler yapılan özel kaldırımların şehrin sadece belli bir semtinde olması , çalıştığımız iş yerlerinde engelliler için asansörler , tuvalet vb. nin olmaması, araçlarını park etmede çeşitli sorunlarla karşılaşmaları, otobüs , vapur, deniz otobüsü gibi diğer toplu taşıma araçlarına binerken de ayrı zorluklarla karşılaştıkları ,yine aynı şekilde engellinin eğitim gördüğü okul binalarında da gerekli donanımların yetersizliği apaçık örnekleri daha da çoğaltabileceğimiz gibi bunların engellinin toplumsal hayattan dışlanmasına yol açtığı ve kişinin kendini sosyal hayattan dışlanmış hissettiği ve kendi içine kapandığı ve bununla beraber bir çok problemin de ortaya çıktığı maalesef araçlarında bulunan sakat’ ambleminin bu ayrımcılığa örnek olduğu arabasını bir başkası kullanabiliyorken, engelli arabasını sırf bu amblem yüzünden kendi dışında kimse kullanamamaktadır. Araç kullanırken sözlü şiddete sıkça maruz kaldıklarını, plakalarında engelli amblemini görünce onlara küfür ettiklerini, saygısız davranışlarda bulunduklarını, kendini deşarj etmek isteyen bazı insanların kötü muamelesine maruz kaldıklarını engelli bireyler sıkça dile toplumun güvenliğini ve bütünlüğünü sağlamakla görevli polislerin dahi kendilerine hoşgörüyle yaklaşmadıklarını ifade ettikleri üzücü bir bağlamda Özürlülerin topluma kazandırılmaları ve bağımsız olarak kendi hayatlarını düzenlemelerine yardımcı olmak için sosyal rehabilitasyon programlarına ihtiyaç vardır.4Batı toplumlarında, özürlülerin insan haysiyetine ve onuruna yaraşır bir şekilde toplum ile iç içe ve barış içinde yaşayabilmeleri için, mümkün mertebe özürlü olan ve olmayanlara yönelik müşterek sosyo-kültürel aktiviteler; sportif faaliyetler; dini ayinler ve siyasi müzakereler tertiplenmektedir Ülkemizde de özürlü insanımızın toplumun bir üyesi olarak, toplumdan soyutlanmadan daimi sosyal yardımlarla temel ihtiyaçlarının giderilmesinin ötesinde hayata bağlı kalabilmesi için hem sosyal devlete, hem de toplumun bütün kesimlerine özellikle gönüllü kuruluşlara ve özürlü derneklere önemli görevler toplumsal yaşama aktif bir biçimde uyumunu ve sosyal entegrasyonunu sağlayabilmek için, sosyal güvenlik, mesleki eğitim, ulaşım ve kendileri için öngörülen diğer hizmetlerin tespitinde, yönteminde ve geliştirilmesinde rol almaları konusunda demokratik katılımlarını da mutlaka temin etmeliyiz. Katılımcı demokrasinin sağlayacağı sosyal diyalog vasıtasıyla, özürlülerimiz kendilerine değer verildiğini hissedeceklerinden dolayı hayata daha olumlu bakabilecekler ve sonuçta kendilerine olan güvenleri artacaktırENGELSİZ YARINLAR İÇİN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ VE SOSYAL HİZMET İLİŞKİSİÖzürlü çocuklar, günlük yaşama, kent yaşamına ve toplum yaşamına sınırlı ölçüde katılabilmektedirler. Eğitimden sağlığa, iş ve mesleki rehabilitasyondan kültür ve sanata, spor ve kent standardının iyileştirilmesine, ulaşımdan psikolojik desteğe, bireysel ve aile danışmanlığı hizmetlerinden gerektiğinde sürekli bakımına kadar çok ciddi ve çözüm bekleyen sorunları bulunmaktadır. Özürlü bireye günlük yaşam sürecinde gerekli olan iletişim ve bağımsız yaşam becerilerinin kazandırılması özürlü eğitiminin temel amacıdır. Bağımsız yaşam becerileri, öz bakım becerilerinden basit ev işlerine, alışveriş yapma becerilerinden basit yemek hazırlama becerilerine, boş vakit değerlendirme becerilerinden bağımsız yolculuk becerilerine kadar uzanan geniş bir yelpaze içinde ele becerilerin kazandırılması, özürlü bireylerin toplum içinde çevresindeki bireylere en az bağımlı veya bağımsız olarak yaşamlarını, aynı zamanda en az sınırlandırılmış ortamda, olabildiğince üretken olmalarını sağlayacaktır.5 Özürlünün eşit ve adaletli yaşam hakkı ise yukarıda eşitsiz anlayışın, bakış acısının değişmesi ile mümkün olacaktır. Öncelikle özürlünün hakları ile birlikte yaşamasının kabul edilmesi ve bunun için uygun koşulların yerine getirilmesi temel amaç olmalıdır. Ayrıca toplumun bir üyesi olarak özürlünün toplumda yer alabilmesi ve bireysel, toplumsal üretim süreçlerine katılabilmesi sağlanmalıdır. Toplumsal istismar acısından bakıldığında özürlünün; insan hakları, özürlü hakları ve sosyal adalet çerçevesi içerisi içinde kendini geliştirebileceği ve gerçekleştirebilecek koşullarının sahip olmaması, diğer farklı gruplar gibi özürlünün genel bir yoksunluklar ve yokluklar içerisinde yaşamasına yol açmaktadır. Özürlü kendini gerçekleştirmesi için bilgi, eğitim, istihdam koşulların özürlüye uyumlandırılmış olmalıdır. Bu koşulların oluşması içinde öncelikle toplumsal düşüncenin özürlüye yönelik değiştirilmesini, kamusal politikaların istismarını önleyecek şekilde düzenlenmeli, bu düzenlemeler ile kamusal hizmet yeniden oluşturulmalı ve bu hizmetlerin uygulamasının takibi edilmesi gerekir. Toplumsal istismar, toplumsal ve kamusal alan içinde meydana geldiğine göre bu sorunun çözümünde bu alan içinde olmalıdır. Özürlü alanında çalışan Sosyal Hizmet Uzmanları, diğer meslek elamanlarının, özürlünün ve özürlü ailesinin, kabulü ve oluşan bakış acılarını değerlendirerek, STK, kamu temsilcileri, bilim adamları, konu ile ilgili kişiler katılımı ile oluşturulacak toplumsal düşüncenin pozitif yönde değiştirilmesi, bu alanda kamusal politikaların oluşturulması ve uygulamaların takip edilmesi toplumumuz için önemli bir adım olacaktır. Sonuç olarak, özürlülük ve özürlü birey olgusu yüzyıllar sürecinde kimi zaman olumsuz, kimi zamanda göz ardı edici tutumlara konu olmuştur. Günümüzde insan haklarının korunması, geliştirilmesi ve sosyal adalettin temel olarak korunması düşüncesinin olduğu dönemdir. Birey olarak bu toplumun bir üyesi olarak özürlülüğün farklılığını görerek, tanıyarak ve kabul ederek özürlünün istismarlarının engellenmesi önemli bir gelişme olacaktır. Bu gerçekleştiğimiz zaman, özürlünün kendini geliştirdiği, farklılığını üretime dönüştürdüğünü, yeteneklerini gördüğünü, kendi kaderini kendinsin tayin etme güvenin oluşacağı bilinmelidir. 6 Özürlülerin spesifik özelliklerini dikkate alacak bir biçimde gerekli olan bütün kamusal sosyal yardım ve hizmetlerin sağlıklı, etkili ve adil bir şekilde yapılabilmesi için, özürlülüğün çok yönlü tanımının somut ve bariz bir biçimde şekillenmesine bağlıdır. Sonuç itibariyle, sosyal siyaset ve demokratik kültür yönünden gelişmiş batı ülkelerinin standartlarını yakalamak istiyorsak, özürlü vatandaşlarımızın yaşam kalitelerinin profilini çizmek ve buna uygun olarak sosyal politikalar üretmek mecburiyetindeyiz. Diğer yandan, özürlülere yönelik sosyal politika hedefleri belirlenmeden özürlülüğün ve özürlünün tanımını yapmak eksik kalır. Bir başka ifadeyle, özürlünün bakıma muhtaçlık, istihdam, sosyal hayata uyum ve ulaşılabilirlik gibi çok yönlü sorunlarına çözüm stratejileri üretmeden yapılan tanımlar bir çok yönleriyle belirsizliklere sebebiyet verebilir Örneğin, bir ülkede özürlülere yönelik uygulanan sosyal politikalar ne kadar gelişmiş ise, özürlüyü kuşatan engellerde o nispette yönelik ayrımcılığın önlenmesinde en etkili unsur, onları iş yaşamına sokmak, üretken kılmaktır. Oysa özürlülerin istihdamında çok boyutlu güçlükler yaşandığı bilinmektedir. Bu bağlamda yasal düzenlemelerin, işveren tutumlarının, eğitim ve rehabilitasyon çalışmalarının, özürlünün çalışmaya karşı tutum ve davranışlarının ve tüm bunlarla da ilişkili olarak ailelerin, özürlü bireylerin çalışmaları konusundaki tutumunun önemi yadsınamaz.7 KAYNAKÇASchumann, Gesine ve diğerleri; Pflegeversicherung; Midena Verlag; .Aarau; 1995; s. SARAOĞLU Yıldız Teknik Üniversitesi MYODoç. Dr. Kasım KARATAŞ Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi; Engellilerin Toplumla Bütünleşme Sorunları – Bir Sosyal Politika YaklaşımıSosyal Hizmetler Uzmanları Derneği; 4. Ulusal Sosyal Hizmetler Konferansı; Sosyal Hizmetlerin Yeri ve Önemi; Ankara; 1995; s. 158.Sucuoğlu1992, Alter ve Gottlieb 1987Kemal GÖKCAN ,Özürlülükte Toplumsal İstismarİçli, Turhan, Eyüp Doğan ve Kasım Karataş Önsöz Görme Özürlüler İçin Rehabilitasyon Deneyimleri, Yeni Rehabilitasyon Politikaları ve Meslek Tanımları, Yayına Hazırlayan Kasım Karataş. Ankara Körler Federasyonu Yayını No. 4,2001, ss. 1-3.Karataş, Kasım “İnsan Hakları Açısından Özürlülerin İstihdamı” Görme Engellilerin Mesleki Rehabilitasyonu ve İstihdamı, Kasım Karataş Yayına Hazırlayan Ankara Altı Nokta Körlere Hizmet Vakfı Yayını No. 2,1997, ss. 184-187. Aşağıda yakın çevrenizde gördüğünüz canlı varlıklar nelerdir kısaca olarak ele alacağız. Günlük hayatımızda çevremizde birçok varlık bulunmaktadır. Bu varlıkların bir kısmı cansız varlıklardır. Bir kısmı da canlı varlıklar olarak çevremizi tamamlamaktadır. Yakın çevremizde gördüğümüz canlı varlıklar, ağaçlar, çiçekler, böcekler, kediler, köpekler, kelebekler, sinekler, arılar, karıncalar olarak bilinmektedir. Canlılık faaliyetleri bizimle beraber devam eder. İçindekiler1 2021’in ilk yarısının en çok şikayet edileni, 219 binden fazla şikayetle e-ticaret2 E-ticaret siteleri topu pazar yerindeki satıcılara atıyor3 E-ticaret sitelerinin özdenetimi zayıf4 E-ticaret siteleri diyaloğa kapalı5 Güvene dayalı bir platform sunuyoruzBu konuyu hazırlama düşüncemizin arkasında uzun süredir çevremizde arttığını gördüğümüz, online alışverişe yönelik problemler yatıyor. COVID-19 ile e-ticarete olan ilginin artışı, Türkiye’nin uzun süredir toplam perakendedeki payı düşük olan e-ticaret pazarında adeta bir fişek etkisi yaptı. Sosyal mesafe şartları gerektirmediğinden, e-ticaret perakendeden çok daha hızlı toparlanabildi ve kendini şartlara adapte etmeyi başardı. Geleneksel alışverişin ciddi bir kısmı online’a yönelince başgösteren stok sorunları, e-ticarette yeni olanlar için bile bir noktada çözüme kavuştu ya da en azından genel müşteri şikayet oranlarını düşürecek kadar ilk yarısının en çok şikayet edileni, 219 binden fazla şikayetle e-ticaretAncak Türkiye’deki e-ticaretin sorunları sadece dünya genelindeki pandemi ve buna bağlı beklenti hesaplayamama ve tedarik zincirinin yetersizliği kaynaklı sıkıntılardan ibaret değil. Aşılarla rahatlayan ve normalleşen 2021 Türkiye’si özelinde, e-ticarethala en çok şikayet edilen konuların 2021 ilk yarısı için açıkladığı verilere bakıldığında, 219 bin 564 şikayet alan e-ticaret, bu dönemin en çok şikayet edileni oldu. Siparişlerin nakliye iş ortakları ya da taahhüt edilenden uzun sürede tedarik edilmesi sebebiyle geç teslim edilmesi, yine bu verilere göre en büyük şikayet sebebi. Kusurlu ürün ya da tanıtılandan sitedeki fotoğraftan farklı ürün gelmesi de ikinci başlık olarak dikkat çekiyor. Bunu ise ürün iade ve değişim problemleri, sorunlar karşısında muhatap bulamamak ve ürünlerin sepette farklı fiyatla satılması siteleri topu pazar yerindeki satıcılara atıyorŞikayet konularının bu kadar açık olduğu bir noktada, e-ticaret siteleri ise topu kendi platformları üzerinde satış yapan şirketlere, yani iş ortağı müşterilerine atıyor. Kendi ödeme, depolama ve nakliyat ağlarını kurmaya ilerleyen, dünyadaki büyük kardeşlerinin izinden giderlerse yakında insansız teslimata başlamayı hedefleyen bu yapıların, iş ortaklarına yönelik yaptırımları ciddi soru işaretleri taşıyor. Fiziksel olarak bir mağazada karşımıza çıkmayacak problemleri, maalesef e-ticarette sitelerinin özdenetimi zayıfKendi deneyimlerimizden hareketle, Şikayetvar’daki tüketici şikayetlerine bir iki ek yapmak gerekirse; satın aldığınız ürünlerin faturasının kesildiğine emin olmanızda fayda var. Zira, fatura kesilmeden ürün gönderimi yapan şirketler, daha sonra fatura taleplerinizi site üzerinden yanıtlamayabiliyor. Bizim örneğimizde ofise aldığımız klimanın faturası bir hafta boyunca her gün müşteri destek ekipleriyle canlı sohbet, e-posta, site üzeri talep aracı ve telefonla görüşme sonrası, 1 ay sonrasında kesilebildi. Faturasız satış yapmanın ne gibi cezai müeyyideleri olduğunu hatırlatmamıza gerek olmadığına diğer dikkatimizi çeken konu ise, her siparişte otomatik olarak hazırlanan satış sözleşmesinde, büyük bir e-ticaret platformunu kullanan satıcının, telefon ya da adres bilgisinin yer almaması oldu. Dolayısıyla satıcıdan bir talebiniz olduğunda, örneğin fatura istediğinizde, ya da satıcıdan şikayetçi olmak istediğinizde kendisiyle ilgili bilgilere ulaşma şansınız yok. Tüm işlemleri platform üzerinden yapmanız gerekiyor, ancak platformda size sunulan seçenekler dışında işlem yapmak mümkün değil. Bu seçenekler de maalesef kısıtlı. Bu iki konuya hukuki bakışı sevgili Görkem Gökçe’nin kaleminden sonraki sayfalarda siteleri diyaloğa kapalıBu yazıyı hazırlarken, Amazon, Gittigidiyor, Hepsiburada, Morhipo, N11, ve Trendyol’a tüketiciyi koruma adımlarını sorduk. Bir aylık sürede, maalesef sadece Gittigidiyor’dan yanıt dayalı bir platform sunuyoruzIşıl Özalp GittiGidiyor Chief Customer Excellence OfficerIşıl Özalp GittiGidiyor Chief Customer Excellence OfficerTüketici sorunları en çok hangi kanaldan size ulaşıyor?Kullanıcılarımız herhangi bir sorunla karşılaştıklarında, telefon, chat, ticket, e-mail veya sosyal medya kanalları gibi farklı birçok yoldan bize ulaşabiliyorlar. Müşteri Hizmetleri kanalları arasında en çok tercih edilen kanal ise yüzde 64 oranla telefon çözüme ulaştırma oranınız ve hızınız nedir?Güvenli alışveriş ve müşteri memnuniyeti, GittiGidiyor’un kuruluşundan bu yana, titizlikle ele aldığımız konular. 2001 yılında Türkiye’yi online pazaryeri formatıyla tanıştırdık ve internetten alışverişi daha güvenli hale getiren bir ödeme-onay sistemi olan Sıfır Risk Sistemi’ni geliştirdik. E-ticarette güvenlik, gizlilik ve hizmet kalitesi gibi konularda standartları yükseğe çıkaran Güven Damgası’nı alan ilk şirketler arasına girdik. Tüketicileri korumak ve eğer varsa sorunlarını çözüme kavuşturmak bizim için çok önemli. Bu bakış açısıyla hareket ederek, kullanıcılarımızın ilettiği taleplerin yüzde 99’dan fazlası için çözüm bize ulaştırdığı sorunların yüzde 85’i ilk iletişim kurulduğu anda ve ortalama 5 dakika içinde çözümleniyor. Ayrıca Müşteri Hizmetleri’ne ulaşan kullanıcılarımızın yüzde 96’sına 30 saniye içinde geri dönüş yaparak onların problemlerini dinliyor ve çözüm için neler yapılabileceğine odaklanıp hızla aksiyon satış yapan kişi ve işletmelerin hangi yeterliliklere sahip olması gerekiyor?Kurumsal satış yapan kullanıcılarımızın öncelikle işletme kaydına sahip olmaları, düzenli olarak fatura kesebilmeleri ve alıcı taleplerini karşılayabilecek şekilde sistemlerini kurmuş olmaları gerekiyor. Bunların dışında GittiGidiyor üzerinden satış yapabilmek için şahıs şirketlerinde kişilerin Kimlik numaralarının, anonim ya da limited şirketlerde ise vergi kimlik numaralarının GittiGidiyor sistemine girilmesi hangi sorunlarda ne gibi yaptırımlarla karşılaşıyor?Bir pazaryeri olarak ister alıcı, ister satıcı olsun tüm kullanıcılarımıza destek sunmaya, bir problemle karşılaşmaları durumunda sorunun giderilmesine odaklanıyoruz. Platformumuzda hizmet veren satıcılar, ürün temin edilememesi gibi durumlarda yaşanan tüketici mağduriyetleri kapsamında incelemeye alınıyor. İncelemeler esnasında yaşanan sorunla ilgili satıcılara problemin giderilmesi için gerekli tüm desteği sağlayarak, kullanıcılara ürünlerin ulaştırılması için gereken tüm aksiyonları alıyoruz. Devam eden problemler olması durumunda ise GittiGidiyor prosedürlerine uygun olarak gerekli müdahalelerin yapılmasını sağlıyoruz. Bu yaptırımlar ürünün ya da mağazanın kapanmasına kadar çözüm üretemediği noktalarda platformunuz ne gibi adımlar atıyor?GittiGidiyor olarak alıcı ve satıcı arasında bir köprü görevi görüyoruz. Buradan hareketle kullanıcılarımıza güvene dayalı bir platform sunuyoruz. Müşteri deneyimini en üst seviyeye çıkarmak en önemli önceliklerimiz arasında ve geliştirdiğimiz tüm projelerde kullanıcı memnuniyetini merkeze koyuyoruz. Kullanıcıların istek ve ihtiyaçlarını tespit ederek, projelerimizi buna göre geliştiriyoruz, onları daha yakından tanımak için belli periyodlarda farklı müşteri gruplarımıza düzenli olarak anketler yapıyoruz. Önce Müşterim Çözüm Merkezi’nde, kullanıcılarımızın taleplerine kulak veriyoruz. Herhangi bir problem ya da memnuniyetsizlik yaşanması durumunda, Telafi Programımızı uygulayarak kişiye özel çözümler sunuyoruz. Müşteri odaklı yaklaşımımızla kullanıcılarımıza güven odaklı bir dünya memnuniyeti alanındaki çalışmalarımızın başarısı araştırmalara ve ödüllere de yansıyor. Şikayetvar tarafından bu yıl altıncısı düzenlenen Awards’da Achievement in Customer Excellence sektöründe “E-Ticaret Pazar Yeri” kategorisinde Diamond Ödül’ün sahibi olduk ve en iyi müşteri deneyimini yaşatan marka unvanını aldık. Bu yıl, ayrıca, Awards International tarafından düzenlenen Turkey Customer Experience Awards’ta e-ticaret alanında, Kriz Döneminde Müşteri Deneyimi-Gümüş Ödülü’nün de sahibi yazı Digital Report Dergisi 10. sayısında yayınlanmıştır.

çevremizde gördüğümüz sorunlar ve çözümleri